Türkü dağarının her parçası belirli bir usulün üzerine kurulur ve usul bilinmeden ezgi doğru yerleşmez. Ezginin vurguları da usulden çıkar.
Usul, vuruşların eşit ya da eşit olmayan öbekler hâlinde düzenlenmesidir. Halk müziğinde eşit olmayan öbeklerden kurulu aksak usuller yaygındır ve mey dağarında da sık kullanılır. Dokuz zamanlı bir usul iki artı iki artı iki artı üç biçiminde bölünür; son öbek diğerlerinden uzundur. Bu uzunluk bir düzensizlik değil, usulün kendi düzenidir ve ezgi ona göre kurulur.
Sayarak ilerlemek başlangıçta yardımcı olur ama uzun vadede yeterli olmaz. Asıl öğrenme öbek hissiyle olur; icracı öbekleri tek tek saymadan bütün olarak duyar. Bu his dinleyerek ve vurarak kazanılır; usul dizde ya da masada vurularak çalışılır. Vuruş çalışması çalgısız yapıldığı için günün herhangi bir saatine sığar ve çalgı başındaki süreyi verimli kılar.
Sözlü türkülerde usul, sözün hece yapısıyla birlikte düşünülür ve ikisi birbirini gösterir. Hece ile vuruş örtüştüğünde ezgi kendiliğinden yerine oturur.
Derslerimizde usul çalışması vurarak ve dinleyerek yürütülür, sayma yalnız başlangıçta kullanılır.