Mey; duduk ve balaban ile aynı aileden gelen, geniş çift kamışlı bir çalgıdır ve bu akrabalık dağarda da kendini gösterir. Üç çalgı da silindirik gövdeli ve geniş kamışlıdır; sesleri pes, yakın ve insan sesine benzer biçimde tanımlanır. Aralarındaki farklar boy ölçüleri, delik düzeni ve yöresel icra alışkanlıklarında toplanır. Bu nedenle bir çalgıdan diğerine geçen icracıda makam bilgisi, kulak ve usul doğrudan aktarılır.
Yeniden öğrenilen kısım ölçülerdir; parmak aralıkları ve kamış basıncı her çalgıda ayrı oturur. Geçiş sırasında ilk hafta bilinen ezgilerle çalışılır; tanıdık bir ezgi yeni çalgıda ölçüt işlevi görür.
Dinleme çalışması da ortaklaşır. Aynı ezginin mey, duduk ve balaban icraları art arda dinlendiğinde her çalgının anlatım alanı belirginleşir.
Zurna da aynı ailedendir ama kamışı dar ve sesi keskindir; bu yüzden geçiş orada daha büyük bir değişiklik gerektirir. Birden çok üflemeli çalgı kullanan icracıda ortak kazanç nefes yönetimidir ve bu kazanç hepsine yansır. Başlangıçta tek çalgıda kalmak önerilir; ikinci çalgı, ilkinde temel teknik oturduktan sonra eklenir. Derslerimizde başka bir üflemeli çalgıdan gelen kursiyer için başlangıç programı kısaltılır ve ses üretimine ağırlık verilir.