Doğaçlama çoğu zaman kuralsız çalmak gibi anlaşılır; oysa makamın sınırları içinde yapılan bilinçli bir harekettir. Serbestlik ancak sınırlar bilindiğinde anlam kazanır.
Sınırları belirleyen seyirdir: hangi seslerin nasıl kullanıldığı, nerede durulup nereye inildiği. Bu nedenle doğaçlama, makam çalışması belirli bir düzeye geldikten sonra ele alınır. Başlangıçta kısa cümlelerle çalışılır; iki üç saniyelik cümleler karar sesine bağlanarak tamamlanır. Cümle sonları belirginleştirildiğinde dinleyici yapıyı izleyebilir ve icra dağınık duyulmaz.
Bilinen ezgilerden alınan küçük kalıplar kullanılır; bu kalıplar doğaçlamanın sözcükleri gibidir. Bu kalıplar zamanla icracının kendi anlatımını oluşturur.
Nefes yönetimi burada da belirleyicidir; cümle uzunluğu nefese göre değil, anlatıma göre planlanır. Kayıt alınarak yapılan değerlendirme en hızlı yoldur; dağılan yerler ancak dinlenerek görülür.
Başarılı bulunan cümleler yazılır ve dağara eklenir; doğaçlama böylece kişisel bir birikime dönüşür. Yazılan cümleler bir sonraki çalışmada yeniden denenir.
Sınırları bilinmeyen bir doğaçlama makamın dışına çıkar ve dinleyende yabancılık bırakır. Derslerimizde doğaçlama kısa cümlelerle başlatılır ve kayıt üzerinden adım adım geliştirilir.